Felsefe Sunumu Nasıl Yapılır? - Alper Yavuz
Felsefe Sunumu Nasıl Yapılır? - Alper Yavuz
Bir felsefecinin en temel işi nedir diye sorulursa, bunun yanıtı kuşkusuz yazarlıktır. Her ne kadar Sokrates gibi aykırı örnekler olsa da bir felsefeci en başta yazdığı yazılar/kitaplar aracılığıyla değerlendirilir. Ancak bir felsefecinin tek işinin de yazı yazmak olduğu söylenemez. Farklı nedenlerle felsefecilerin düşüncelerini ya da çalışmalarını sözlü olarak sunmaları gerekir. Bu konuda ilk akla gelen zaten bir sözlü anlatımı gerektiren tez çalışmalarıdır. Yüksek lisans ve doktora tezlerinde, hem çalışmanın belirli aşamalarında (örneğin tez izleme komitesi toplantılarında) hem de sondaki savunma aşamasında bir sunum yapılması beklenir. Diğer türden yazılı çalışmalar için böyle bir gereklilik olmasa da felsefeciler gerek bir yazının hazırlık aşamasında dönütler almak gerekse sonrasında yazıyı tanıtmak için çalışmada savunulan görüşleri sözlü olarak sunarlar. Konferanslar, kongreler bu amaca hizmet ederler. Bir felsefecinin nasıl sunum yapılacağını doğallıkla bildiği varsayıldığından bu konuda bir eğitime lisansüstü programlarda çoğunlukla yer verilmez. Sunum yapmak bir beceri olduğundan bu becerinin geliştirilmesinde asıl önemli olan elbette pratik yapmak ya da “yapa yapa öğrenmek”tir ancak dikkat edilmesi gereken kimi öneriler ve kurallar da vardır. Bu kısa yazıda bunların üzerinde duracağız.
1 Sunum Süresine Uyma
Sunum yaparken belki en çok dikkat edilmesi gereken nokta süreye uymaktır. Felsefe kongrelerinde sıklıkla rastlanan bir durum konuşmacının kendisine ayrılan süreyi aşması ya da sürenin sonuna gelip sözünü bitirmek zorunda olduğunda konuşmasında asıl önem verdiği şeylere henüz değinmemiş olmasıdır. Her iki durum da konuşmanın başarısız bulunma- sına neden olabilir. İlk durumda etkinliğin işleyişi bozulur. Diğer konuşmacıların zamanından çalma ya da etkinliğin süresinin aşılması gibi sorunlar ortaya çıkar. Konuşmanın beklenenden uzun sürmesi dinleyicilerin zamanlarını planlaması açısından da sorun yaratır. Örneğin bir kongrenin zaman çizelgesine bakarak belirli bir saatte dinlemek için gittiği bir konuşmanın, zaman aşımları nedeniyle çizelgede yazan başlangıç saatin- den çok sonra başlayacağını öğrenen bir dinleyici, konuşma sonrası için yaptığı planları değiştirmek ya da konuşmayı dinlemeden kongre salonun- dan ayrılmak zorunda kalabilir. Süreye uyabilmek için konuşmacının asıl söylemek istediklerini söylemeden konuşmasını bitirmek zorunda kaldığı ikinci durumda ise hazırlığın boşa gittiği duygusu oluşabilir. Bu durum konuşmacı için kuşkusuz moral bozucudur. Dinleyiciler de asıl merak ettikleri noktalar açıklanmadan bırakıldığı için rahatsızlık duyabilirler. Az rastlansa da konuşmanın süresinden önce bitirilmesi de görülebilir. Bu durum konuşmanın yeterince dikkatli hazırlanmadığı ya da konuşmacının konusuna yeterince egemen olmadığı gibi bir izlenimin yaratabilir.
Peki, süreye uyabilmek için nasıl bir yöntem izlenmeli? Bu sorunun aslında kolay bir yanıtı var: Yeterince prova yapılmalı. Bir konuşmadan önce, hazırlanan içeriği sunmayı deneyip ne kadar sürdüğünü saptamak gerçek bir sunumdaki süre ayarlaması için kritik önemdedir. Genelde ilk yapılan provada sunum süresinin çok aşıldığı görülür. Buna göre sunumun içeriğini kısaltmak, nelerin dışarıda bırakılabileceği belirlemek gerekir. Sonrasında yeni bir prova yapıp kısaltmaların yeterli gelip gelmediği görülmelidir. Süreye uyulduğu anlaşılana kadar provaların sürdürülmesi iyi olur. Kuşkusuz bu zaman alıcı bir ön çalışmadır. Örneğin 45 dakikalık bir sunum için öncesinde yapılacak her bir provanın yine en az 45 dakika süreceğini varsayarsak bir konuşmanın yalnızca sözlü sunumunun hazırlığı için ne kadar uzun bir ön hazırlık gerektiğini görürüz. Ancak yukarıda sözünü ettiğimiz başarısızlık duygusunu yaşamamak için bu ön hazırlık olmazsa olmazdır.
Bir konuşmanın yaklaşık ne kadar süreceğini kestirebilmek için sunum araçlarından yararlanmak da bir seçenektir. Örneğin Power Point türü bir program kullanılarak yansılar hazırlandıysa yaygın kullanılan bir ölçü her bir yansı için 1 dakika zaman ayıracak biçimde planlama yapmaktır. Kuşkusuz her bir yansının içeriği de 1 dakikaya sığacak yoğunlukta olmalıdır. Bu konu bizi sunumun içeriğinde neler olmalı sorusuna götürür.
2 Sunum İçeriğini Belirleme
Makale benzeri bir içerik sunumun konusu olabilir. Bu durumda sunumun anlaşılabilirliği açısından yapılmaması gereken bir şey eldeki metni düz bir ses tonuyla okumaktır. Böylesi bir tutum dinleyicilerin söylenenleri an- lamasını çok güçleştirir. Konuşma dili yazı dilinden farklı olmalıdır. Yazı diliyle konuşmak anlatılanların dinleyicilerin büyük bir kesimince anlaşılmaz bulunmasına neden olabilir. Konuşmaya yardımcı olması için kuşkusuz bir metin hazırlanabilir ancak bu metni konuşma biçiminde sunmak gerekir.
Gündelik yaşamımızda çok etkin bir yer tutan teknolojik araçlar dikkatimizi uzun süre toplamamızı zorlaştırmaktadır. Bunu göz önünde tutarak sunumları görsellikle desteklemek de iyi bir uygulamadır. Bu amaçla yansılar gösterme ya da sunum notları (handout) dağıtmak birer seçenektir. Bunlarda konuşmanın içeriğindeki temel kavramların açıklamaları, belirli tanımlar ya da anlatılanları canlandırmak için verilen örnekler yer alabilir. Sözel bölümlere uygun düşen resim, fotoğraf ya da videolardan yararlanmak da anlatımı güçlendirecektir.
Yansı hazırlanması yoluna gidildiyse bu konuda sıklıkla yapılan bir öneri her bir yansının en fazla 3-4 maddeden oluşması ve her bir maddenin tam tümcelerden değil dikkat çekilmek istenen anahtar deyimler- den oluşmasıdır. Bunun nedeni, yansılardaki yazı yoğunluğunun artmasıyla dinleyicilerin yazıları okumaya çalışırken söylenenleri kaçırabilecek olmalarıdır.
Sunumun etkili olabilmesi için konuşmanın renkli ögeler içermesi de önemlidir. Uygun örnekler, yerinde şakalar ya da çarpıcı alıntılar konuşmayı renklendirecek bu türden ögeler arasında sayılabilirler.
Dinleyicilerin dikkatlerini toplamalarına yardımcı olmak için izlenecek bir başka yol da sunumda ara ara o ana kadar ne anlatıldığını ve sonrasında nereye geçileceğini özetlemektir. Dinleyiciler kimi zaman konuşmanın bir yerine takılıp kaldıkları için ya da başka şeyler düşünmeye başladıkları için konuşmadan kopabilirler. Onları yeniden konuşmaya bağlayabilmek için aşama aşama gitmek ve geçişleri vurgulamak iyi olur.
Süre ve içerik konusunda bu söylenenlere dikkat edildikten sonra başarılı bir konuşma yapmak başta söylendiği gibi biraz da pratik işidir. Deneyim kazandıkça sunumlar daha doyurucu geçmeye başlayacaktır. Başarılı bir sunum hem dinleyicilere daha çok şey katacak hem de konuşmacının, çalışmasına yararı olacak değerlendirmelerle karşılaşmasını daha olası kılacaktır.
Yazar: Dr. Öğr. Üyesi Alper Yavuz
Alper Yavuz Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Felsefe Bölümü Öğretim Üyesi’dir.
İletişim Adresi: alper.yavuz@msgsu.edu.tr
Yorumlar
Yorum Gönder