Kayıtlar

İmgeler, İzler ve Sanatın Doğuşu: Lascaux Mağara Resimleri Üzerine Düşünmek - Mehmet Şiray

Resim
  İmgeler, İzler ve Sanatın Doğuşu: Lascaux Mağara Resimleri Üzerine Düşünmek - Mehmet Şiray  1. Giriş  André Leroi-Gourhan 1964’te yayınladığı Jest ve Söz adlı eserinde “düşüncenin maddi sembollerle ifade edilmesinin evrimini ele almayı” önermiştir (Leroi-Gourhan, 1993: 187). Leroi-Gourhan, özellikle sanat tarihi ve antropoloji çalışmalarında Paleolitik çağda mağara resimleri merkez alınarak insan türleri üzerine sayısız çalışma yapılmasına rağmen figürasyon ve sanat arasındaki bağlantı üzerine yeterince düşünülmediğinin altını çizer. Ona göre, Antropoidlerin dillerinden bugüne uzanan temsilin köklerinde grafizm (grafik anlatım) yatmaktadır. Bu bakımdan, mağara resimleri hem insanın bilişsel evrimindeki hem de sembolik temsil yetisinin gelişimindeki merkezi unsurlar olarak değerlendirilir. Leroi-Gourhan, Paleolitik sanat biçimlerini yazının evrimi bağlamında grafizm kavramıyla ilişkilendirir. Nitekim, düşünmenin grafizm içermesi kanaati, grafik temsilin ya da img...

Eşiktekiler İçin Bir Seyahatname: Tarihçi ile Filozofun Şimdiyi İcat Mesaisi - Şilan Kesler

Resim
  [1] Eşiktekiler İçin Bir Seyahatname:  Tarihçi ile Filozofun Şimdiyi İcat Mesaisi - Şilan Kesler Venedik’ten Bakmak: Şimdiyle Mesafemizi Ölçme Denemeleri                                                                                                                                           Venedik, 1298. [2]  “Bir kente girer Marco; bir meydanda, birinin, geçmişte kendisinin olabilecek bir yaşamı ya da bir ânı yaşadığını görür; çok zaman önce, zamanın içinde durmuş olsaydı, ya da çok zaman önce, bir yol sapağında, saptığı yola değil de onun tam karşısındakine sapsaydı ve uzun zaman dolaştıktan sonra dönüp o meydandaki o adamın yer...

Sokratik Yöntem: Sorularla Düşünmenin Tarihi ve Bugünü - Ecre Sena Arıcan

Resim
Sokratik Yöntem: Sorularla Düşünmenin Tarihi ve Bugünü - Ecre Sena Arıcan Günümüzde hâlâ kullandığımız, sadece sorular sorarak kişilerin kendi fikirlerine ulaşmasını sağlayan bu yöntem aslında 2400 sene öncesine, Atina sokaklarına dayanıyor. Menon diyaloğunda Sokrates’in bir köleye bir geometri teoremini çözdürmesi ile ilk olarak orada Sokratik Yöntem ortaya çıkmıştı. O dönemde Sokrates’in yaptığı oldukça farklı karşılandı. Çünkü alışılanın dışında bilgi vermek yerine sorular soruyor, insanları düşünmeye zorluyor ve kendi doğrularını kendilerinin bulmasını sağlamak istiyordu. Bugüne geldiğimizde ise Sokratik yöntem, hayatımızın birçok alanında hâlâ önemli bir yer kaplıyor. Zamanla birçok şey değişse de insanların soru sorarak düşünmeye, kendi doğrularını bulmaya yönelik ihtiyacı değişmedi. Belki herkes için söyleyemeyiz bunu ama yine de hâlâ böyle insanların olduğunu biliyoruz. Sokratik yöntemi iki kelimeyle özetleyebiliriz: soru sormak. Açmam gerekirse; bildiğimizi düşündüğümüz şeyler...

Orlando Filmi Üzerine - Melisa Tavşancı

Resim
  Orlando Filmi Üzerine - Melisa Tavşancı “Orlando (1992)” filmi, Virginia Woolf’un alternatif bir tarih anlatısı ve sahte biyografi örneği olarak karşımıza çıkan “Orlando: Bir Yaşam Öyküsü” isimli romanından uyarlanmıştır. Filmin başkarakteri Orlando, bilinmeyen bir nedenle otuz yaşına kadar erkek olarak sürdürdüğü yaşamına kadın olarak devam etmeye başlar. Orlando’nun cinsiyetinin esrarengiz bir şekilde değişmesi, erkek ya da kadın olmanın neyden kaynaklandığına ilişkin bir sorgulamaya yönlendirir, izleyiciyi. Bu metinde Orlando’nun cinsiyet geçişi deneyimini, Simon de Beauvoir’ın “(…) kadın doğulmaz, kadın olunur.” sözünü örneklemek için inceleyeceğim. Erkek ve kadın arasında onların davranışlarını, yeteneklerini ve ilgilerini belirleyen doğal bir farklılık bulunmakta mıdır? Eğer öyleyse bu nasıl bir farklılıktır? Bu farklılık, insanın biyolojik yapısı ile sıkı bir ilişki içinde bulunan ve doğuştan kaynaklanan değişmez bir özün varlığı ile mi belirlenmektedir? Buna göre erkekl...

Matematik Felsefesi Üzerine Bir Tartışma - Emre Kahvecioğlu

Resim
  Matematik Felsefesi Üzerine Bir Tartışma - Emre Kahvecioğlu Felsefenin diğer disiplinler ile ilişkisine felsefe tarihi boyunca sık bir biçimde rastlamaktayız. Bu bakımdan da felsefenin hem doğa bilimleri ile ilişkisinden hem de sosyal bilimlerle olan bağından bahsetmemiz mümkün. Bu yazıda da felsefe ve matematiğin ilişkisini anlamak için 20. yüzyılda ortaya çıkan "matematik felsefesi" isimli alan hakkındaki görüşleri ve yorumları eleştirel bir gözle değerlendirmeye çalışacağım. Yazının temel tartışması da matematik felsefesinin kapsamının, neliğinin ve işlevinin belirlenmesi üzerine olacaktır. Bu hedefi tamamlayabilmek adına da ilk olarak matematik felsefesi nedir sorusuna tarihsel bir cevap vererek araştırmama başlayacağım. Sonrasında ise temel tartışmaların üzerine detaylı araştırmalar getirerek bu sorunun kavramsal bir şekilde nasıl cevaplanabileceğine dair yanıtlar getirmeye çalışacağım. Matematik felsefesinin bir alan olarak felsefe tarihindeki ortaya çıkışı 20. yüzy...

Fark ve Çokluk - Cengiz Baysoy

Resim
  Fark ve Çokluk - Cengiz Baysoy “Birinci çokluk ontolojiktir ve o olmaksızın toplumsal varlığımızı kavramamız imkânsızdır… İkinci çokluk ise siyasaldır ve günümüzde gelişen koşullar temelinde onu var etmek için siyasal bir proje gereklidir.” [1]   Ontolojik düzlemin postyapısalcı okumaları arasındaki fark politik alana bakışı da farklılaştırmaktadır. Postmodernizm ve altermodernitenin “fark” felsefesine dair ontolojik okumaları arasındaki farklılık politik farklılığa ya da tersine, politik farklılık ontolojik okumada farklılığa yol açmaktadır. Postyapısalcılık bağlamında, postmodernizm ile altermodernite arasındaki analojik ilişki ikisi arasındaki antagonist farkı bulanıklaştırmaktadır. Bu durum postyapısalcı felsefenin önemli bir gerilimi olmasına rağmen, bu gerilim üzerine pek de düşünüldüğü söylenemez. Postmodernizm ile altermodernite arasındaki fark benzerlik ve eşitlik yoluyla silinmektedir.  Ontolojik olan, bir içkinlik düzlemidir ve tekilliğin iyi ve kötünün ötesi...