Kayıtlar

Etiğin Kökeni Nereden Gelir?: Etik Bir Hakikat midir? Yanılsama mıdır?

Resim
 Etiğin Kökeni Nereden Gelir?: Etik Bir Hakikat midir? Yanılsama mıdır? - Sibel Güneş İnsanlık rastlantısallığı sevmez. Hayatın her anında nasıl hareket edeceği, nasıl mutlu bir yaşam süreceği, hayatını nasıl daha değerli yaşayacağı ilgili kuralların olması onu belirsiz ve rastlantısal bir hayatın girdabında kurtarır. Bu kuralların çoğu hayatımızda etik kuralları olarak adlandırılır Burada etik kurallarının kaynağı sorunu ile karşılaşırız. İnsanlık tarihi kadar eski bir konu olan olan etik kaynağını nereden alır? Etik kuralları doğuştan gelen hakikatimiz midir? Etik yapısı itibariyle bir deney konusu olamayacağı gibi gelişimsel biyoloji de olduğu gibi bir evrimsel çizgide izlemez. Konu insanlık tarihi kadar da eskidir ama nesnel deneyimlerin üst üste konması da bizi direk bir açıklamaya götürmez. Böyle olunca filozofun etik projesi de ancak kendi savlarını yine kendi savlarıyla ispatlamaya çalıştığı bir proje olmaktadır. Bu projeyi ele alırken sadece bugünkü etik değerleri ele alıp...

Cumhuriyet Sessizliği - Jean-Paul Sartre

Resim
  Cumhuriyet Sessizliği - Jean-Paul Sartre (Çev. ve Yazı: Melih İlbey Çetinkaya) Alman işgali altındayken olduğumuzdan daha özgür olmamıştık hiçbir zaman. Tüm haklarımızı kaybetmiştik, başta da konuşma hakkımızı; her gün yüzümüze karşı hakaret ediliyor ve susmamız gerekiyordu; işçi olarak, Yahudi olarak, siyasi mahkûm olarak kitleler halinde sürgün ediliyorduk. Duvarlarda, gazetelerde, beyaz perdede; her yerde zalimlerin bize dayatmak istediği o iğrenç 'kendimiz' imgesiyle karşılaşıyorduk: İşte tam da tüm bunlar yüzünden özgürlük. Nazi zehri düşüncelerimize kadar sızdığı için, her doğru düşünce bir fetihti; her şeye kadir bir polis bizi sessizliğe zorladığı için, her söz bir ilke beyanı kadar kıymetli hale gelmişti; avlandığımız için, her jestimiz bir bağlılığın ağırlığını taşıyordu. Mücadelemizin o çoğu zaman dehşet verici koşulları, nihayet bize 'insanlık durumu' denilen o parçalanmış, dayanılmaz vaziyeti makyajsız ve örtüsüz yaşama imkânı veriyordu. Mutlu zaman...

İmgeler, İzler ve Sanatın Doğuşu: Lascaux Mağara Resimleri Üzerine Düşünmek - Mehmet Şiray

Resim
  İmgeler, İzler ve Sanatın Doğuşu: Lascaux Mağara Resimleri Üzerine Düşünmek - Mehmet Şiray  1. Giriş  André Leroi-Gourhan 1964’te yayınladığı Jest ve Söz adlı eserinde “düşüncenin maddi sembollerle ifade edilmesinin evrimini ele almayı” önermiştir (Leroi-Gourhan, 1993: 187). Leroi-Gourhan, özellikle sanat tarihi ve antropoloji çalışmalarında Paleolitik çağda mağara resimleri merkez alınarak insan türleri üzerine sayısız çalışma yapılmasına rağmen figürasyon ve sanat arasındaki bağlantı üzerine yeterince düşünülmediğinin altını çizer. Ona göre, Antropoidlerin dillerinden bugüne uzanan temsilin köklerinde grafizm (grafik anlatım) yatmaktadır. Bu bakımdan, mağara resimleri hem insanın bilişsel evrimindeki hem de sembolik temsil yetisinin gelişimindeki merkezi unsurlar olarak değerlendirilir. Leroi-Gourhan, Paleolitik sanat biçimlerini yazının evrimi bağlamında grafizm kavramıyla ilişkilendirir. Nitekim, düşünmenin grafizm içermesi kanaati, grafik temsilin ya da img...

Eşiktekiler İçin Bir Seyahatname: Tarihçi ile Filozofun Şimdiyi İcat Mesaisi - Şilan Kesler

Resim
  [1] Eşiktekiler İçin Bir Seyahatname:  Tarihçi ile Filozofun Şimdiyi İcat Mesaisi - Şilan Kesler Venedik’ten Bakmak: Şimdiyle Mesafemizi Ölçme Denemeleri                                                                                                                                           Venedik, 1298. [2]  “Bir kente girer Marco; bir meydanda, birinin, geçmişte kendisinin olabilecek bir yaşamı ya da bir ânı yaşadığını görür; çok zaman önce, zamanın içinde durmuş olsaydı, ya da çok zaman önce, bir yol sapağında, saptığı yola değil de onun tam karşısındakine sapsaydı ve uzun zaman dolaştıktan sonra dönüp o meydandaki o adamın yer...

Sokratik Yöntem: Sorularla Düşünmenin Tarihi ve Bugünü - Ecre Sena Arıcan

Resim
Sokratik Yöntem: Sorularla Düşünmenin Tarihi ve Bugünü - Ecre Sena Arıcan Günümüzde hâlâ kullandığımız, sadece sorular sorarak kişilerin kendi fikirlerine ulaşmasını sağlayan bu yöntem aslında 2400 sene öncesine, Atina sokaklarına dayanıyor. Menon diyaloğunda Sokrates’in bir köleye bir geometri teoremini çözdürmesi ile ilk olarak orada Sokratik Yöntem ortaya çıkmıştı. O dönemde Sokrates’in yaptığı oldukça farklı karşılandı. Çünkü alışılanın dışında bilgi vermek yerine sorular soruyor, insanları düşünmeye zorluyor ve kendi doğrularını kendilerinin bulmasını sağlamak istiyordu. Bugüne geldiğimizde ise Sokratik yöntem, hayatımızın birçok alanında hâlâ önemli bir yer kaplıyor. Zamanla birçok şey değişse de insanların soru sorarak düşünmeye, kendi doğrularını bulmaya yönelik ihtiyacı değişmedi. Belki herkes için söyleyemeyiz bunu ama yine de hâlâ böyle insanların olduğunu biliyoruz. Sokratik yöntemi iki kelimeyle özetleyebiliriz: soru sormak. Açmam gerekirse; bildiğimizi düşündüğümüz şeyler...