Kayıtlar

Metafelsefe etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Bir Metnin Yaşını Kelimelerden Okumak: Kleitophon ve Tarihlendirmenin Sırları - Kadircan Koç

Resim
  Bir Metnin Yaşını Kelimelerden Okumak: Kleitophon ve Tarihlendirmenin Sırları - Kadircan Koç               "...ἢ οὐκ εἰδέναι σε ἢ οὐκ ἐθέλειν αὐτῆς ἐμοὶ κοινωνεῖν." (Platon, Kleitophon 410d)               "...ya [adaletin ne olduğunu] bilmiyorsun ya da onu benimle paylaşmak istemiyorsun." Platon külliyatının en kısa metni olan Kleitophon, felsefe literatüründe geleneksel olarak içerdiği protreptik, yani felsefeye teşvik tartışması ve Sokrates’in metin içindeki alışılmadık konumu üzerinden ele alınır. Bilindiği üzere diyalogda genç Kleitophon, Sokrates’i insanları erdeme yönlendirme konusunda över; ancak iş sadece felsefi teşvikte kalmayıp erdemin pratikte nasıl elde edileceğini ve uygulanabilir adımlarının ne olduğunu açıklamaya geldiğinde Sokrates sessiz kalır. Bu yazının odak noktası, Sokrates’e yöneltilen suçlamanın felsefi içeriği veya şeylerin doğası olmayacaktır. Bu geleneksel tartışmaları bir arka plan ...

Türkiye'de Felsefe ve "Merkez" Sorunu - Efe Can Akdeniz

Resim
  Türkiye'de Felsefe ve "Merkez" Sorunu - Efe Can Akdeniz Türkiye’de filozof var mı? Filozof mu demeliyiz felsefeci mi?  Hepimizin aşina olduğu bu sorular felsefeyle ilgilenen hemen hemen herkesin bir dönem kafasını kurcalamış ve çeşitli tartışmalara yol açmıştır. Bu tartışmalardan hareketle Hamdi Bravo [1]  da bu sorular üzerine düşünmüş ve 5 Nisan 2024 tarihinde bahsi geçen konuyla alakalı bir yazı yayımlamıştı. [2]  “ Türkiye’de Filozof Var mı? Bir Camia Eleştirisi ” isimli bu yazısında Hamdi Bravo, yer yer haklı serzenişlerde bulunmuş; yer yer de bazı çözüm önerileri dile getirmişti. Ayrıca, konu hakkında yapmış olduğu bir söyleşisi de dahil olmak üzere, sorunun ‘dilsel’ ve ‘tarihsel’ olduğunu vurgulamıştı. Ben ise bu sorunun, dilsel ve tarihsel olmaktan çok ‘sistemsel’ olduğunu düşünüyorum. [3]  Bu yazıda ise ilk olarak sorunun dilsel ve tarihsel olup olamayacağını veya ne ölçüde olabileceğini inceleyip Hamdi Bravo’nun söylemlerini ele alacağım. Ardından Gü...

Mantık Felsefenin Parçası mı, Aracı mı? - Hakan Yücefer

Resim
Mantık Felsefenin Parçası mı, Aracı mı? - Hakan Yücefer     Antik Yunan’da (özellikle Helenistik dönemden itibaren) bir felsefe öğrencisi doğa bilimi ya da etik gibi konulara girmeden önce mantık öğrenmek zorundaydı. Çünkü sağlam akıl yürütmeler yapmayı öğrenmeden herhangi bir alanda akıl yürütmeye kalkışmak felsefe öğrencisini hatalı çıkarımlar yapma tehlikesiyle karşı karşıya bırakabilirdi. Felsefe metinlerinin hangi sırayla okunması gerektiğini de bu zorunluluk belirliyordu: bir filozofun önce mantık yazılarını okumamız gerek, yoksa onun diğer metinlerini anlayamayız. Bu okuma yöntemi genel olarak Antik Yunan’ın tüm felsefe metinleri için geçerli gözükse de özellikle Aristoteles’i okurken işlerlik kazanıyordu. Çünkü eldeki en kapsamlı mantık yapıtı Aristo’ya aitti. Hatta başka filozofları, mesela Platon’u okuyup anlamak için de önce Aristo mantığı okumuş olmak gerekiyordu. Bu yaklaşım bir okuma yöntemi olarak oldukça tutarlı görünüyor. Ama mantığın (ya da diyalektiğin) fels...

Tuzlu Bir Tatlı Nasıl Eleştirilmeli? - Cem Kamözüt

Resim
Tuzlu Bir Tatlı Nasıl Eleştirilmeli? - Cem Kamözüt Bir gün misafirlikte aşure ikram etmişlerdi. Damak tadım annemin yemekleriyle geliştiğinden, aşure denince de şöyle düşünmüştüm: “bakalım annemin yaptığı kadar güzel yapabilmişler mi?” Annemin aşuresinin tarifini veremeyeceğim; tadı da anlatılmaz, yaşanır! Çok sevdiğim bir tatlıdır kendisi. Lakin önüme gelen aşureyi annem yapmamıştı ve tadını aldığım ilk anda ikram edilen “sözde-aşure”den nefret ettim. Her şey bir yana tuzluydu! Yani olacak iş mi? Tuzlu tatlı olur mu? Evet insanların damak zevkleri farklı olabilir, zevkler ve renkler vs. ama tatlıya tuz koymak nedir? İnsaf!

Felsefe ve Tarihi - Cem Kamözüt

Resim
Felsefe ve Tarihi - Cem Kamözüt “Bugün hava nasıl olacak?” sorusu felsefenin sorularından oldukça farklı görünür. “Varlık nedir?” ya da “bilgi nedir?” gibi sorular evrensel ve değişmeyen bir gerçekliği anlamaya yönelik sorularken; benim yüzeysel hava durumu ile ilgili sorum, sorulduğu yere ve zamana göre yanıtı değişen bir soruya benziyor. Sanırım felsefe ile uğraşanların çoğunun binlerce yıllık metinlerle hevesle uğraşmalarının altında yatan yanılgı budur.

Filozof ve Diğerleri - Hakan Yücefer

Resim
Filozof ve Diğerleri - Hakan Yücefer Felsefe diğer alanlar, örneğin fizik, sosyoloji, sinema karşısında teorik bir üstünlüğe sahip mi? Yanıt evetse bu teorik üstünlük felsefenin temellendirici olmasından, diğer alanları temellendirmesinden mi kaynaklanıyor? Ya da filozof diğer insanlara göre, felsefe yapmaktan gelen pratik bir üstünlüğe sahip mi? Yanıt evetse bu pratik üstünlük filozofun daha çok farkındalık taşımasından ya da daha mutlu, erdemli, iyi olmasından mı kaynaklanıyor? Açık söylemek gerekirse iki sorunun da yanıtının hayır olduğunu düşünüyorum. Bence ne felsefenin teorik bir üstünlüğü var, ne de filozofun pratik bir üstünlüğü. Neden böyle düşündüğümü açıklamak için önce felsefenin ayırt edici özelliği hakkında genel bir saptama yapacağım, sonra da felsefenin teorik ve pratik üstünlüğü fikrini savunanların neye dayanıyor olabileceklerini tartışarak bu dayanakların geçersizliğini göstermeye çalışacağım.

Felsefe Doktorası Paradoksu - Hakan Yücefer

Resim
Felsefe Doktorası Paradoksu - Hakan Yücefer Felsefeyle ilgilenenlerin bir kısmının başına gelen tuhaf bir durum felsefe doktorası yazmak. Tuhaf ve çoğu zaman sıkıcı, hayattan bezdiren bir etkinlik. Tabii bunun için önce master aşamasını bir şekilde atlatmış olmak gerek. Neden tuhaf ve sıkıcı felsefe doktorası yapmak? Doktoranın master’dan farkı ne? İlk fark elbette hacim farkı. Felsefe için konuşursak, master seksen, yüz sayfalık, bilemedin yüz elli sayfalık bir metin.

Bir Felsefe Yazısı (Bu da dahil) Nasıl Okunur? Nasıl Planlanır? Nasıl Yazılır? - Jeff McLaughlin

Resim
Bir Felsefe Yazısı (Bu da dahil) Nasıl Okunur? Nasıl Planlanır? Nasıl Yazılır? - Jeff McLaughlin (çev. Eylem Hacımuratoğlu) Bir Felsefe Yazısı (Bu da dahil) Nasıl Okunur? Çiçeği burnunda bir felsefe öğrencisi misin? Bir felsefe yazısı nasıl yazılır, ilk iş olarak buna odaklanacaksın emin ol. Tedirgin olacaksın; şöyle dediğini duyar gibiyim: ”Aman tanrım, ‘Platon’un Mağara benzetmesi’ hakkında bir deneme yazmam gerek.” Ancak, seni kaygılandıran daha acil bir şey olacak: iyice kahrolmadan önünde duran felsefe metninin içine girebilmek, onu kavrayabilmek. Okunması beklenen bazı makalelerden anlam çıkarmak, felsefede yeni olanlara çoğu zaman zor gelir. Yüz yüze kalabileceğin sorunlar genellikle akademiden felsefecilerin yazma tarzlarına yabancı olman yüzünden sadece. Bu kısa sohbette bir felsefe makalesi ya da bir felsefe kitabı bölümü içinde nasıl yol alacağın hakkında bazı tavsiyelerde bulunacağım. İki uyarı ile başlayayım. Bir: Koltuk ya da yatakta uzanırken okuma… Muhtemelen çok geçmed...

Metafelsefe - Nicholas Joll

Resim
Metafelsefe Nicholas Joll (çev. Erim Bakkal) Çevirmen Önsözü En geniş anlamıyla metafelsefe felsefenin kendisine yönelik soruşturmaların bütünüdür. Felsefeciler bu tür bir soruşturmayla işlerine, yani felsefeye ve kendilerine yönelirler. Sanırım metafelsefenin en önemli yanı da budur, yani bu yan metafelsefenin felsefeyi dönüşlü bir hâle getirmesidir. Felsefeciler bir ölçüde hemen hemen her şeyi inceler ve herkesi eleştirirler. İşte bu incelemeler ve eleştiriler, metafelsefede felsefenin kendisine ve felsefe topluluğuna yönelir. Böylelikle felsefeciler matematiksel kesinliği, bilim önermelerinin mantıksal statüsünü, bilimdeki ilerlemenin ne tür bir ilerleme olduğunu ve bilimin değerler ile olan bağını inceledikleri gibi -eğer varlarsa- felsefedeki kesinliği, felsefi önermelerin mantıksal statüsünü, felsefi ilerlemeyi ve felsefenin değerlerle olan ilişkisini incelerler. Bu incelemeyi de sanırım felsefenin kendisini inceleme ve bir topluluk olarak felsefecileri inceleme olarak ikiye ayır...