Kayıtlar

Makaleler etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Bir Metnin Yaşını Kelimelerden Okumak: Kleitophon ve Tarihlendirmenin Sırları - Kadircan Koç

Resim
  Bir Metnin Yaşını Kelimelerden Okumak: Kleitophon ve Tarihlendirmenin Sırları - Kadircan Koç               "...ἢ οὐκ εἰδέναι σε ἢ οὐκ ἐθέλειν αὐτῆς ἐμοὶ κοινωνεῖν." (Platon, Kleitophon 410d)               "...ya [adaletin ne olduğunu] bilmiyorsun ya da onu benimle paylaşmak istemiyorsun." Platon külliyatının en kısa metni olan Kleitophon, felsefe literatüründe geleneksel olarak içerdiği protreptik, yani felsefeye teşvik tartışması ve Sokrates’in metin içindeki alışılmadık konumu üzerinden ele alınır. Bilindiği üzere diyalogda genç Kleitophon, Sokrates’i insanları erdeme yönlendirme konusunda över; ancak iş sadece felsefi teşvikte kalmayıp erdemin pratikte nasıl elde edileceğini ve uygulanabilir adımlarının ne olduğunu açıklamaya geldiğinde Sokrates sessiz kalır. Bu yazının odak noktası, Sokrates’e yöneltilen suçlamanın felsefi içeriği veya şeylerin doğası olmayacaktır. Bu geleneksel tartışmaları bir arka plan ...

Sokrates Öldürülmeyi Derin Dindarlığı Sebebiyle Mi Kabul Etti? - Nesibe Doğan

Resim
  Sokrates Öldürülmeyi Derin Dindarlığı Sebebiyle Mi Kabul Etti? - Nesibe Doğan Bu çalışma, Sokratik bir diyalog yazma çalışmasıdır. Konusu ise Sokrates'in kendisi olup, ölmeyi kabul etmesinin altında yatan sebebin, bilgelere yaraşan bir hayatın, böyle bir şekilde son bulacağı fikrini tartışmaktır.   Potamos- Sokrates’in ölümü hakkında ne düşünüyorsun Oynos? Sence o, kendini değerleri ve ardında bıraktıkları için feda eden, bir “kahraman” mıydı?  Oynos- Evet Potamos, tam olarak öyle olduğunu düşünüyorum.  Potamos- Peki Kriton’un da dediği gibi, Sokrates yaşarken insanlara daha faydalı ve daha iyi örnek olamaz mıydı?  Oynos-  Ölüm kadar iyi bir dersin olacağını düşünmüyorum Potamos.   Potamos-   Ölüm… Diyelim ki Sokrates, hayatı boyunca hizmet ettiği erdemlerin ne denli önemli olduğunu anlamaları ve ölümünden sonra bunun değerlendirmesini yapacaklarını düşündüğü için ardında bıraktığı insanlara bir ders olması için ölümü tercih etti....

İlk Bulan - Hakan Yücefer

Resim
  İlk Bulan - Hakan Yücefer Aristo okurken bir şey fark ettim, sonra başka bir şey daha fark ettim, sonra başka bir şey daha. Ama bunların ne olduğunu söylemeden önce bağlamın ne olduğunu söyleyeyim. Bağlam : Aristo’nun evreni birçok bakımdan bizim evrenimizden farklı. Aristo’nun evreni sonlu bir evren, bizim evrenimiz sonsuz, en azından sınırları belirsiz bir evren; Aristo’nun evreni kusursuz bir evren, bizim evrenimiz kusurlu ya da kusursuz değil, öyle bir evren; Aristo’nun evreninin merkezinde yeryüzü var, bizim evrenimizin merkezi yok… Bu saydıklarımın ve bunlara benzeyen başka farkların ardında yatan önemli bir fark daha var ama. Aristo’nun evreni durağan denebilecek bir evren: orada hiç yeni bir şey olmuyor, canlılar evrim geçirmiyor, tarih ilerlemiyor, gelişme, genişleme yok. Varlık kendine yetiyor, kendine sığıyor, kendini aşmıyor, yenilenmiyor. Bizim evrenimizse sürekli değişim içinde, yenilenme içinde. Bizim evrenimizin gerçeği Dağlarca’nın sığmazlık gerçeği dediği şey. A...

Felsefe Sunumu Nasıl Yapılır? - Alper Yavuz

Resim
Felsefe Sunumu Nasıl Yapılır? -  Alper Yavuz   Bir felsefecinin en temel işi nedir diye sorulursa, bunun yanıtı kuşkusuz yazarlıktır. Her ne kadar Sokrates gibi aykırı örnekler olsa da bir felsefeci en başta yazdığı yazılar/kitaplar aracılığıyla değerlendirilir. Ancak bir felsefecinin tek işinin de yazı yazmak olduğu söylenemez. Farklı nedenlerle felsefecilerin düşüncelerini ya da çalışmalarını sözlü olarak sunmaları gerekir. Bu konuda ilk akla gelen zaten bir sözlü anlatımı gerektiren tez çalışmalarıdır. Yüksek lisans ve doktora tezlerinde, hem çalışmanın belirli aşamalarında (örneğin tez izleme komitesi toplantılarında) hem de sondaki savunma aşamasında bir sunum yapılması beklenir. Diğer türden yazılı çalışmalar için böyle bir gereklilik olmasa da felsefeciler gerek bir yazının hazırlık aşamasında dönütler almak gerekse sonrasında yazıyı tanıtmak için çalışmada savunulan görüşleri sözlü olarak sunarlar. Konferanslar, kongreler bu amaca hizmet ederler. Bir felsefecinin nasıl...

Etiğin Kökeni Nereden Gelir?: Etik Bir Hakikat midir? Yanılsama mıdır? - Sibel Güneş

Resim
 Etiğin Kökeni Nereden Gelir?: Etik Bir Hakikat midir? Yanılsama mıdır? - Sibel Güneş İnsanlık rastlantısallığı sevmez. Hayatın her anında nasıl hareket edeceği, nasıl mutlu bir yaşam süreceği, hayatını nasıl daha değerli yaşayacağı ilgili kuralların olması onu belirsiz ve rastlantısal bir hayatın girdabında kurtarır. Bu kuralların çoğu hayatımızda etik kuralları olarak adlandırılır Burada etik kurallarının kaynağı sorunu ile karşılaşırız. İnsanlık tarihi kadar eski bir konu olan olan etik kaynağını nereden alır? Etik kuralları doğuştan gelen hakikatimiz midir? Etik yapısı itibariyle bir deney konusu olamayacağı gibi gelişimsel biyoloji de olduğu gibi bir evrimsel çizgide izlemez. Konu insanlık tarihi kadar da eskidir ama nesnel deneyimlerin üst üste konması da bizi direk bir açıklamaya götürmez. Böyle olunca filozofun etik projesi de ancak kendi savlarını yine kendi savlarıyla ispatlamaya çalıştığı bir proje olmaktadır. Bu projeyi ele alırken sadece bugünkü etik değerleri ele alıp...