Kayıtlar

Analitik Felsefe etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Türkiye'de Felsefe ve "Merkez" Sorunu - Efe Can Akdeniz

Resim
  Türkiye'de Felsefe ve "Merkez" Sorunu - Efe Can Akdeniz Türkiye’de filozof var mı? Filozof mu demeliyiz felsefeci mi?  Hepimizin aşina olduğu bu sorular felsefeyle ilgilenen hemen hemen herkesin bir dönem kafasını kurcalamış ve çeşitli tartışmalara yol açmıştır. Bu tartışmalardan hareketle Hamdi Bravo [1]  da bu sorular üzerine düşünmüş ve 5 Nisan 2024 tarihinde bahsi geçen konuyla alakalı bir yazı yayımlamıştı. [2]  “ Türkiye’de Filozof Var mı? Bir Camia Eleştirisi ” isimli bu yazısında Hamdi Bravo, yer yer haklı serzenişlerde bulunmuş; yer yer de bazı çözüm önerileri dile getirmişti. Ayrıca, konu hakkında yapmış olduğu bir söyleşisi de dahil olmak üzere, sorunun ‘dilsel’ ve ‘tarihsel’ olduğunu vurgulamıştı. Ben ise bu sorunun, dilsel ve tarihsel olmaktan çok ‘sistemsel’ olduğunu düşünüyorum. [3]  Bu yazıda ise ilk olarak sorunun dilsel ve tarihsel olup olamayacağını veya ne ölçüde olabileceğini inceleyip Hamdi Bravo’nun söylemlerini ele alacağım. Ardından Gü...

Ciddi Teoriler ve Şüpheci Teoriler: Muhtemelen Neden Kavanozdaki Bir Beyin Değilsiniz? - Michael Huemer

Resim
  Ciddi Teoriler ve Şüpheci Teoriler: Muhtemelen Neden Kavanozdaki Bir Beyin Değilsiniz? - Michael Huemer (Çev. Emre Kahvecioğlu) Bu yazımda ciddi bilimsel teoriler ile BIV (kavanozdaki beyin – Brain In a Vat) benzeri teorilerin farkını açıklayacağım.   1. Kuşkucunun Argümanı:   Bilim insanlarının bir beyni içi sıvı dolu bir kavanozda canlı tutmayı başardığını hayal edin. Beynin elektrik aktivitesini okuyarak beyni 21. yüzyılın başındaki yaşamın mükemmel bir simülasyonunu oluşturmak için uyarırlar (BIV teknolojisi geliştirilmeden önce). Kavanozdaki bir beyin hakkındaki blog yazısını okuma simülasyonu bile programlayabilirler.   Kuşkucular da sizin kavanozdaki bir beyin olduğunuza dair hipotezin (BIVH – Brain In a Vat Hypothesis) çürütülmesinin bir yolu olmayacağına dikkat çekerler. Deneyimlediğiniz her şey bilim insanlarının programladığı bir simülasyonun parçası olarak da açıklanabilir. Bu yüzden de asla kavanozdaki beyin olup olmadığınızı bilemezsiniz. ...

Arda Denkel'in Felsefi Vizyonu - Stelios Virvidakis

Resim
Arda Denkel’in Felsefi Vizyonu – Stelios Virvidakis   (Çev. Efe Can Akdeniz)   Dünya Felsefe Kongresi’nin düzenleyicilerine ve özellikle Profesör Ioanna Kuçuradi’ye beni “Türkiye’de Felsefe” oturumuna katılmaya ve Arda Denkel’in çalışmaları üzerine konuşmaya davet ettikleri için teşekkürlerimi sunarak başlamak istiyorum. Gerçekten, böylesine hayranlık duyduğum seçkin bir filozofun düşüncelerini sunmamın istenmesi benim için bir onur kaynağı olmuştur. Aynı zamanda, ne yazık ki artık aramızda olmayan ve çokça özlem duyduğum sevgili dostumun düşüncelerini dile getirmek, bu işin üzücü bir tarafıdır. [1] Arda ile 1991 yılında, Yunanistan’ın Delphi şehrinde düzenlenen Balkan felsefe toplulukları konferansında tanıştım. [2]  Prof. Dragona Monachou, beni Profesör Kuçuradi ile tanıştırmıştı; o da beni, Avrupa Analitik Felsefe Topluluğu’nda Türkiye’yi en yakışır şekilde temsil edecek kişiyle tanıştıracaktı. Birkaç yıl sonra onu, topluluğun yürütme komitesi adına aday olarak önerme ...

Tuzlu Bir Tatlı Nasıl Eleştirilmeli? - Cem Kamözüt

Resim
Tuzlu Bir Tatlı Nasıl Eleştirilmeli? - Cem Kamözüt Bir gün misafirlikte aşure ikram etmişlerdi. Damak tadım annemin yemekleriyle geliştiğinden, aşure denince de şöyle düşünmüştüm: “bakalım annemin yaptığı kadar güzel yapabilmişler mi?” Annemin aşuresinin tarifini veremeyeceğim; tadı da anlatılmaz, yaşanır! Çok sevdiğim bir tatlıdır kendisi. Lakin önüme gelen aşureyi annem yapmamıştı ve tadını aldığım ilk anda ikram edilen “sözde-aşure”den nefret ettim. Her şey bir yana tuzluydu! Yani olacak iş mi? Tuzlu tatlı olur mu? Evet insanların damak zevkleri farklı olabilir, zevkler ve renkler vs. ama tatlıya tuz koymak nedir? İnsaf!

Felsefe ve Tarihi - Cem Kamözüt

Resim
Felsefe ve Tarihi - Cem Kamözüt “Bugün hava nasıl olacak?” sorusu felsefenin sorularından oldukça farklı görünür. “Varlık nedir?” ya da “bilgi nedir?” gibi sorular evrensel ve değişmeyen bir gerçekliği anlamaya yönelik sorularken; benim yüzeysel hava durumu ile ilgili sorum, sorulduğu yere ve zamana göre yanıtı değişen bir soruya benziyor. Sanırım felsefe ile uğraşanların çoğunun binlerce yıllık metinlerle hevesle uğraşmalarının altında yatan yanılgı budur.