Felsefe Ne Yapar? - Luka Zurkic (çev. Meryem Duman)

 


Felsefe Ne Yapar? - Luka Zurkic 

(çev. Meryem Duman)

 

Felsefe eğitiminde alıştırma havuzu diye bir şey yoktur; doğrudan derin sulara bırakılırsınız. Hiçbir ders kitabı öğrencilere nasıl felsefe çalışacaklarını söylemez. Öğrenciler felsefenin ne olduğunu kendi başlarına öğrenirler. Farklı üniversitelerin bölümleri bile felsefenin ne olduğu konusunda hemfikir değildir ve hatta bir felsefe bölümü içinde felsefenin ne yaptığına dair bir fikir birliği de bulunmaz. Bu nedenle, her öğrenci felsefe okuma gerekçesine kendi karar vermelidir.

Teorik ve pratik felsefe birbirinden ayrılmıştır; bunun sonucunda araştırma enstitüleri ve akademik dergiler felsefenin yalnızca belirli alanlarına odaklanırlar. Estetik ise bir yerlerde arada kalmıştır. Bazı filozoflar kalın kitaplar yazarken, diğerleri kısa makaleler yayımlar. Bazı filozoflar kendilerini Platon’un Akademisi geleneğinde görürken, diğerleri felsefe tarihini unutmayı tercih ederler.

Ben, akademik bir disiplin olarak felsefenin daima Platon geleneği içinde yer aldığını savunuyorum: Platon’un Akademiyi kurarak felsefeye kurumsal bir kimlik kazandırması olmasaydı, akademik bir disiplin olarak felsefe olmazdı.[1] Bu durum, sistematik düşüncenin ve analitik problem çözmenin kökeninin Platonik diyaloglarda bulunabileceği anlamına gelir. Bununla birlikte, Platon'un metinleri sadece kavramları açıklığa kavuşturmaya çalışmaz. Her şeyden önce diyaloglar, insanı kendi üzerine düşünmeye ve hayret duygusunu uyandırmayı amaçlar. Sonuç olarak, bu metinler sadece felsefe veya edebiyat olarak sınıflandırılamaz. Diyalogların merkezinde yatan asıl mesele, okuyucuları kendi başlarına düşünmeye yönlendirmesidir. Çağdaş her felsefe metni bizi kendi başımıza düşünmeye teşvik etmeyi amaçlar; felsefe eğitiminin de bizi ulaştırması gereken asıl hedef budur. Ancak benim deneyimime göre, bu nitelik akademik felsefe eğitimi sırasında neredeyse kaybolmuştur.

Felsefe eğitiminin bağımsız düşünmeyi teşvik etmemesine ne yol açmış olabilir? 

Öğrenciler çalışmaları sırasında belirli düzenlere ve son teslim tarihlerine uymayı öğrenirler. Öğrencilere sunulan içerik, sadece ezberden aktarılacak bir metinden ibarettir ve bununla beraber, öğrencilere eğitimleri boyunca otoritelerin görüşlerini sahiden sorgulamamak aşılanır. Speusippos, Platon’dan sonra Akademi’nin başına geçti.[2] Platon’un idealar öğretisini reddetmişti.[3] Üniversitelerde ise durum tam tersidir; öğrencilerden, hocalarının görüşlerini şüphe duymadan kabullenmeleri beklenir. Hatta sınıfta çalışma arkadaşlarının görüşlerine bile radikal bir biçimde karşı çıkılması beklenen bir şey değildir. Felsefede, diğer tüm eğitim alanlarında olduğu gibi, öğrencilerin kendi fikirlerini açıkça ifade etmelerine izin verilmez. Öğrenciler yaratıcı ve özgün düşünmek için ne yapabilirler? Eğitimlerine başladıkları ve en başta onları eğitim görmeye motive eden o merak duygusunu korumalıdırlar. Bu, felsefenin sadece bir alanına odaklanmamamız, kendi görüşlerimizi oluşturmamız ve sağlamlaştırmamız gerektiği anlamına gelir. Eğer yaratıcı ve özgün çalışmazsam, işim bir yapay zekâ tarafından devralınabilir ve eğer felsefenin sadece bir alanıyla ilgilenirsem, zamanla yaratıcı düşünme yeteneğimi kaybederim. Bu nedenle, kendi rotanızı kendiniz çizmek zorundasınız. Birinci sınıf öğrencisinin görüşü, bir doktora öğrencisininkinden daha az değerli değildir.

Platon’un ilk kapsamlı biyografisinin son bölümünde Waterfield şöyle yazıyor:

           Platon, felsefe yapmaya genç yaşta Sokrates ve diğerleriyle başladı. Felsefenin dokunmadığı veya fayda sağlamadığı hiçbir beşerî faaliyet alanı olmadığını gördü. Attığı her adımda felsefi ilkeleri ve felsefeyi bir yaşam pratiği olarak sürdürdü. Mesele sadece düşünmeye sevk eden ve sarsıcı kitaplar yazmış olması değildir; aksine o, bizzat gerçek dünyanın o karanlık mağarasına geri dönmüştür. Siraküza'daki ilk başarısızlığından sonra, geri dönmeyeceği düşünülebilirdi ama o döndü ve bunu yaparak bize bir davaya adanmışlık ve bir filozofun politik bir bağlamda kendini nasıl faydalı hale getirmeye çalışabileceği dair bir model bıraktı — bu model Bernard Williams gibi son dönem düşünürleri tarafından benimsendi. Ve neredeyse bin yıldır felsefeyi sürdüren bir okul olan Akademi'yi kurdu. Platon’un hayatı gerçekten felsefenin hizmetinde bir hayattı ve bu yüzden onun hayatı bizim için hâlâ önemli olmalıdır. Büyük sorular yok olup gitmez.[4]


Büyük sorular eğitimimiz sırasında kaybolmamalıdır. Temel sorular ortadan kalktığında ve temel kavramlar ihmal edildiğinde, felsefe varlık sebebini kaybeder ve toplumumuz için yararsız hale gelir. Felsefe, sadece argümanlara dayanan bir akıl yürütme sürecine indirgenemez; çünkü o, mantık ya da bir dil teorisinden çok daha fazlasıdır. Felsefenin kalbinde o hayretin getirdiği büyülenme, yaratıcılık ve özgünlük vardır ve akademide eğitim ancak öğrencilerin bağımsız düşüncesini kısıtlamayıp teşvik ettikleri takdirde yararlıdır. Buna göre, etik üzerine yapılan her tartışma, öğrencinin kendi ahlaki yaşamına bir şekilde dokunmalıdır. Mantıksal akıl yürütme modelleri ve değerden bağımsız teorileştirme, felsefe eğitiminin amacı değildir; bunlar yalnızca hayretin getirdiği büyülenmeyi ve sahici bilgelik arayışının ifade edilme yöntemleridir. Shan’a göre felsefenin en önemli özelliklerinden biri, kendi üzerine düşünebilme (öz-düşünümsellik) yetisidir.[5] Filozoflar sadece etrafımızdaki şeyler hakkındaki metafizik, epistemolojik, kavramsal, etik ve estetik sorularla değil, aynı zamanda felsefenin kendisinin doğası, değeri, yöntemleri ve gelişimiyle de ilgilenirler.[6] Öğrenciler, kendi düşüncelerini mümkün olduğunca yaratıcı ve alıcı tutmak için eğitimleri sırasında felsefenin karmaşıklığıyla meşgul olmalıdır, bu da filozofların kendi çalışmalarını sürekli olarak yeniden yorumlamaları ve değiştirmeleri gerektiği anlamına gelir. Dolayısıyla felsefe yapmak, asla sona ermeyen bir faaliyettir. Felsefi sorgulama bitmez, çünkü kesin cevaplar vermek değil, doğru soruları sormak felsefenin doğasındadır.

 



Dipnotlar:

[1] Robin Waterfield, Plato of Athens: A Life in Philosophy (New York: Oxford University Press, 2023), 123–157. 

[2] Waterfield, Plato, 1.

[3] Russell Dancy, “Speusippus'', Stanford Encyclopedia of Philosophy(Güz 2021 baskısı): para. 2, https://plato.stanford.edu/entries/speusippus/

[4] Waterfield, Plato, 231.

[5] Yafeng Shan, “Introduction: The Unexamined Philosophy Is Not Worth Doing,'' in Examining Philosophy Itself, ed. Yafeng Shan (Chichester: John Wiley & Sons, 2023), 1.

[6] Shan, Introduction,1.




Yazar: Luka Zurkic


Yazının Aslı: https://daily-philosophy.com/zurkic-what-does-philosophy-do/#fnref:6


Çevirmen: Meyem Duman 


Meryem Duman, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Felsefe bölümü lisans öğrencisidir.


İletişim: meryemduman2208@gmail.com

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Etiğin Kökeni Nereden Gelir?: Etik Bir Hakikat midir? Yanılsama mıdır? - Sibel Güneş

Felsefe Sunumu Nasıl Yapılır? - Alper Yavuz

Cumhuriyet Sessizliği - Jean-Paul Sartre

Aşk Üzerine Bir Deneme - Eren Süha Özden

Marksizmin Aporia'sı: "Devlet" - Cengiz Baysoy

İmgeler, İzler ve Sanatın Doğuşu: Lascaux Mağara Resimleri Üzerine Düşünmek - Mehmet Şiray

Bir Felsefe Yazısı (Bu da dahil) Nasıl Okunur? Nasıl Planlanır? Nasıl Yazılır? - Jeff McLaughlin

Kierkegaard Eserlerinde Varoluş İzleri - Sibel Güneş