Sokrates Öldürülmeyi Derin Dindarlığı Sebebiyle Mi Kabul Etti? - Nesibe Doğan

 



Sokrates Öldürülmeyi Derin Dindarlığı Sebebiyle Mi Kabul Etti? - Nesibe Doğan


Bu çalışma, Sokratik bir diyalog yazma çalışmasıdır. Konusu ise Sokrates'in kendisi olup, ölmeyi kabul etmesinin altında yatan sebebin, bilgelere yaraşan bir hayatın, böyle bir şekilde son bulacağı fikrini tartışmaktır.  


Potamos- Sokrates’in ölümü hakkında ne düşünüyorsun Oynos? Sence o, kendini değerleri ve ardında bıraktıkları için feda eden, bir “kahraman” mıydı? 

Oynos- Evet Potamos, tam olarak öyle olduğunu düşünüyorum. 

Potamos- Peki Kriton’un da dediği gibi, Sokrates yaşarken insanlara daha faydalı ve daha iyi örnek olamaz mıydı? 

Oynos-  Ölüm kadar iyi bir dersin olacağını düşünmüyorum Potamos.  

Potamos-   Ölüm… Diyelim ki Sokrates, hayatı boyunca hizmet ettiği erdemlerin ne denli önemli olduğunu anlamaları ve ölümünden sonra bunun değerlendirmesini yapacaklarını düşündüğü için ardında bıraktığı insanlara bir ders olması için ölümü tercih etti. 

Oynos- Eveet. 

Potamos- Şimdi alakasız gibi görünecek bir sorum var sana. 

Oynos- Dinliyorum. 

Potamos- Sokrates ölümden sonraki hayata inanıyor muydu? 

Oynos- Ruhun ölümsüz olduğuna inanmasından, hayattayken inançlı biri olması, ölümün yok oluş olduğuna dair hiçbir açıklamasının bulunmamasından ölümden sonra bir hayatın olduğuna inandığını gayet tabi düşünebiliriz.  

Potamos- Sokrates ruhun ölümsüz olduğuna inandığına göre, ölüm onun için sadece yer değiştirmek olmaz mı? 

Oynos- Evet, öyle olmalı. 

Potamos- Peki, diyelim ki sen bir kentin insanlarıyla anlaşamıyorsun, hakkında kötü şeyler söylüyorlar, hatta seni, oradan ayrılmadığın takdirde öldürmekle tehdit ediyorlar. Gidebileceğin kentler arasında, senin söylediklerini işitmiş ve değerli bulan bir başka kent olsa, oraya gider miydin? Yoksa bu şartlar altında bulunduğun yerde kalmaya devam mı ederdin? 

Oynos- Potamos, Sokrates’in karşı karşıya kaldığı durum tam olarak böyle bir şeydi zaten. Ama o ölümü tercih etti. İşte bu yüzden onun kahraman olduğunu düşünüyorum. 

Potamos- Evet, haklısın. Ancak Sokrates bir başka kenti tercih edecek olsaydı yine ölümlülerin kentini tercih etmiş olacaktı. Oysa o, belki de daha huzurlu ve sonsuz bir yere gideceğini düşündüğü için ölümü tercih etti.  

Oynos- Bunun üstüne düşünmem gerek Potamos. 

… 

Söylediklerin gayet akla yatkın, ancak ölümden sonra daha güzel bir hayatın kendisini beklediğini bilen bir insan neden yaşarken değerler dediği kurallara; yasalara sıkı sıkıya uyup insanların kendisi hakkında söylediklerine katlanmak zorunda kalsın? Yani hayatını daha rahat yaşamak varken neden böyle bir zorluğu tercih etsin, bunu aklım pek almıyor? 

Potamos- “Öldükten sonraki hayat” ta mutlu ve huzurlu bir yaşam sürmek için bu dünyada çaba sarf etmesi gerektiğini düşünmüş olamaz mı?  

Oynos- Bilemiyorum Potamos. Sokrates ruhun ölümsüzlüğüne inanıyordu ancak ölümden sonraki hayatın içeriği ile ilgili bir şeylerden bahsettiğini hiç hatırlamıyorum. Bu yüzden söylediklerin garip geliyor. 

Potamos- Peki, açıkça ölümden sonrasından bahsetmese de ruhun gideceği bir yer olmalı değil mi? 

Oynos- Evet, öyle olmalı.  

Potamos- Yani ruh bir başka yere, ama tam olarak bilemediğimiz bir yere gidiyor değil mi? 

Oynos- Evet.  

Potamos- Peki Sokrates öldükten sonra tanrılarla beraber olmak istiyorsa bunun belirli koşulları olmalı değil mi? 

Oynos- Evet, elbette. 

Potamos- Peki bunların neler olduğunu söyleyebilir misin, Oynos? 

Oynos- Söyleyebilirim Potamos. Erdemleri ortaya çıkarmak ve bunları yaşamak.  

Potamos- Peki böyle olduğunu, yani erdemlere uyarak yaşayanların öldükten sonra tanrılarla beraber olduğunu söyleyen kim Oynos? 

Oynos- Ona iyiyi ve kötüyü gösteren daimonu olmalı. 

Potamos- Peki, Sokrates daimonun söylediklerine uymamanın bir cezası olacağını söyledi mi? 

Oynos- Sokrates, daimonun onu iyi olana yönlendirdiğini söyler ancak buna uymadığı takdirde herhangi bir cezayla karşılaşıp karşılaşmayacağını bu dünya için söyleyip söylemediğini bilmiyorum Potamos. 

Potamos- Peki, sana şunu sorayım Oynos, uymak ve uymamak kelimeleri arasında bir fark var mı? 

Oynos- Elbette var Potamos.  

Potamos- O halde uymak ve uymamanın sonuçları aynı olamaz değil mi? 

Oynos- Elbette ama ne demek istediğini anlayamadım Potamos? 

Potamos- Demek istediğim şu; eğer uymak ve uymamak diye iki ayrı kelime varsa, bunlar aynı sonuca götürecekse biri gereksiz olmaz mıydı? 

Oynos- Evet, gereksiz olurdu. 

Potamos- O halde iki farklı kelimenin iki farlı anlamı olduğuna göre bunlardan biri olumlu diğeri de olumsuz olduğuna göre bu bizi, biri olumlu diğeri olumsuz iki sonuca götürmez mi? 

Oynos- Öyle Potamos. 

Potamos- O halde Sokrates daimonunun söylediklerine uymasaydı sonucu olumsuz olacaktı değil mi? 

Oynos- Evet. 

Potamos- O halde Sokrates daimona uymanın veya uymamanın sonuçlarını bildiği için ona uymaya karar vermiştir diyebilir miyiz? 

Oynos- Evet.  

Potamos- O halde Sokrates’e biri, erdemlere uyduğu takdirde ölümsüz ruhunun huzura kavuşacağı, diğeri erdemlere uymadığı takdirde cezalandırılacağı iki seçenek sunulmuş olup  onun ilkini tercih ettiğini rahatlıkla söyleyebiliriz değil mi? 

Oynos- Evet Potamos. 

Potamos- Peki, bu sonuç bizi, Sokrates’in erdemlere araçsal bir değer olarak baktığına götürmez mi? 

Oynos- Evet Potamos, söylediklerin akla oldukça uygun şeyler ancak, Sokrates’in yapmış olduğun tüm bu çıkarımlara göre bir yaşam sürmüş olabileceğine inanmakta güçlük çekiyorum. Senin çıkarımların tamamen mantıksal, oysa yaşantımızın tamamı mantıkla örülü değil ve sen bu gerçeği görmezden geliyorsun. 

Potamos- Peki Oynos, ikna olabilmem için söylediğini temellendirebiliir misin? 

Oynos- Sokrates ile ilgili bir çok eseri okuyup bir araya getirdiğimizde Sokrates’in senin çıkarımlarının aksine, erdemlere kendinde bir değer olarak baktığını görüyorum. Hem, diyelim ki Sokrates erdemlere araçsal bir değer olarak baktı. Neden kendini kurtarmakla yetinmeyip insanları da erdemler konusunda bilinçlendirme gibi ölümüne bir yolu seçti? Sokrates yaşamı boyunca düşüncelerimiz, söylediklerimiz ve eylemlerimizin tutarlı olması gerektiğinden bahsederek bizim de öyle bir yaşantıyı sürmemizi istemiş olamaz mı? Ruhlarımızın sonraki hayatta acı çekmemesi için çabalamış olamaz mı? Böyle düşününce, ima ettiğin gibi bencil bir Sokrates çıkmıyor ortaya. Benim gördüğüm, sadece kendisi dışındakilerin de ruhlarının kurtulmasını isteyen bir insan Sokrates. 

Potamos- Peki Oynos, varsayalım ki Sokrates bir peygamber gibi insanları da düşünerek hareket etti. -Neticede Sokrates insanlardaki bilgiyi doğurtmak üzere Tanrı tarafından gönderildiğini söylüyordu- Ancak daha önce de konuştuğumuz gibi, Sokrates ölümden sonraki hayatın nasıl olacağından nerdeyse hiç bahsetmez. Bahsetseydi, belki de insanlar söylediklerine daha fazla kulak verirdi. Ancak o bunun yerine, sizdeki bilgiyi doğurtmaya geldim demeyi tercih ediyor. Bu ifadeler aydınlatmaya çalıştığı insanlar için pek bir şey ifade etmemiş gibi. 

Oynos- Belki de önce içlerindeki erdemlere giden yolu doğurup ondan sonra insanlara ruhun ölümsüzlüğünden bahsedecekti. 

Potamos- Pekala, öyle olduğunu varsayalım, bu bizi Sokrates’in erdemleri, yalnızca kendisi için değil herkes için araçsal bir değer olarak gördüğü sonucuna çıkarmaz mı? Sokrates aslında erdemli bir hayatı doğru bulduğu için değil de ebedi yaşayacak olan ruhların mutluluğu için erdemleri yaşamayı tercih etmiştir diyebiliriz. 

Oynos- Dediğin bir açıdan doğru Potamos ancak, yine de Sokrates’i tamamen mantıksal argümanlar sunarak bir çıkar döngüsü içerisine sokmuş oluyorsun. Bu noktada sana nasıl cevap vereceğimi bilemiyorum. 

Potamos- Peki Oynos, o halde Sokrates’i ruhun ölümsüz olduğuna inandıran şey konusundan devam edelim mi?  

Oynos- Öyle yapalım Potamos. 

Potamos- Sokrates’i hayatına son verecek kadar ruhun ölümsüz olduğuna inandıran bu iç sese güvenmesini ve onu kendinden emin bir şekilde ölüme götürmesini sağlayan şey nedir? 

Oynos- Potamos, inandığımız her şeyin bir açıklamasını yapmıyoruz ki, bir çok şeye “öyle olması gerektiği için” inanıyoruz. Anladığım kadarıyla senin bir açıklaman var. 

Potamos- Şöyle, Sokrates sadece içindeki sese kulak verdiyse, içindeki bu ses ona erdemliliği öğütlüyorduysa, aslında insanlara düşündükleri ile yaptıklarının tutarlı olması gerektiğini öğütlüyorduysa bu iç ses tam olarak nedir, Sokrates’e ait ona özel bir ses midir? Ve Sokrates ona güvenmeye kendini nasıl ikna etti? 

Oynos- Daimon yalnızca Sokrates’ e özel değil, herkesin bir daimonu olduğuna inanılır, ancak Sokrates’inki ona özel bir daimondu. 

Potamos- Ona özel derken, geri kalanların daimonları aynı  niteliklere sahip daimonlar miydi demek istiyorsun Oynos? 

Oynos- Bunu bilmiyorum Potamos. Tek bildiğim onun daimonunun ona özel olduğu herkes tarafından biliniyordu. 

Potamos- Peki, ona özel daimonu, ona özel şeyler söylüyorsa  onun yaşantısının da ona özel olması gerekmez mi?  

Oynos- Öyle olmalı. 

Potamos- O halde Sokrates neden kendine has daimonunun fikirlerini başkaları ile paylaşma gereği duydu? Acaba daimon denen şey düşündüğümüzden daha farklı bir şey olabilir mi? 

Oynos- Sence nasıl bir şey olabilir? 

Potamos- Sokrates herkesin daimonunun olduğuna inanıyor ancak insanların ona kulak vermediğini düşünüyor olmalı. Bu sebeple de iç seslerinin zamanla köreldiğini düşünmüş olmalı. Kendisinin de, onlarda olanı doğurtmakla görevlendirildiğini söylüyor. Aslında doğurtmaya çalıştığı şey, herkeste var olan ancak terkedilmiş olan daimonlarıydı.  

Oynos- Söylediklerin epey makul görünüyor Potamos. 

Potamos-  Ancak Sokrates’in daimonu ona bir şeyleri yaptırtmıyordu değil mi? 

Oynos- Evet. Sadece iyi ve kötü olanı söylermiş. 

Potamos- Peki iyiyi ve kötüyü söyleyen bu iç ses illa tanrısal bir şey olmak zorunda mı? Bizler veya onlar aklımızla iyiyi ve kötüyü ayırt edemez miyiz?  

Oynos- Dindar biri olduğum için inanmadan erdemli olmanın mümkün olup olmadığını bilebileceğimi sanmıyorum Potamos. 

Potamos- O halde şöyle devam edelim; neden tamamen Sokrates’e ait olan, onda ortaya çıkan bu daimon Sokrates’in kendi eseri olmasın? 

Oynos- Ne demek istediğini anlayamadım Potamos. 

Potamos- Demek istediğim şu: Her insanın kendine has bir yaşantısı vardır, yaşam süresi boyunca kendisine öğretilen şeyler, okudukları, gördükleri ve duydukları ona belirli bir tecrübe katar. Ancak çoğunlukla bu yaşantının üzerine pek düşünülmez. -Zaten Sokrates’e kadar filozofların yaptığı da doğaya yönelmek onun üzerine konuşmaktı. Sokratesle aynı dönemde yaşayan Sofistler de iyi yaşamanın yollarından bahsederler ancak söylediklerini eyleme geçirmeme noktasında eleştirilmişlerdir. Sokrates ise yeni bir dönem başlatır.- Sokrates kendisi üzerine düşünmeye başlayan; kendinden önceki filozoflar ve kendiyle aynı dönemde yaşayan filozofların düşüncelerini değerlendirme imkanına sahip biriydi. Elbette kendiyle aynı dönemde yaşayan Sofistler de bu imkana sahipti ancak Sokrates onlardan bir şekilde farklıydı. Ben Sokrates’in daimonum dediği şeyin eğitmiş olduğu zihni olduğunu düşünüyorum. Ancak yaşadığı dönem ve o dönemin inanç sistemini de göz önüne alınca Sokrates, içindeki açıklayamadığı sesi- belki Empedokles de bu sesten dolayı kendisini peygamber olarak görüyordu-  tanrısal bir ses olarak niteledi. Sonuç olarak Sokrates’in daimonunun onun kendi düşünceleri, fikirleri olduğunu düşünüyorum. Bunun yanında Sokrates Tanrıyla olan derin bağı sebebiyle insanları aydınlatmak istiyordu. Çünkü Tanrının onu, insanlarda bilgiyi doğurtmak üzere seçtiğini düşünüyordu. Bu açıklama için ne düşünüyorsun Oynos? 

Oynos- Söylediklerin makul görünüyor Potamos. Belki de Sokrates’in kendine yönelik bilmediği şeylerden biri buydu. İç sesinin senin de dediğin gibi, yaşamı boyunca gözlem ve deneyimlerle edindiği tecrübeler bu tecrübelerle filozofların aktardıklarını sentezleyerek yeni bir bir düşünce sistemi oluşturdu.  

Potamos- Pekala Oynos, bu açıklamam sana mantıklı geldiyse şimdi Sokrates’in ölüme neden bu kadar rahat gidebildiğine geri dönebiliriz sanıyorum. 

Oynos- Dönebiliriz Potamos. 

Potamos- Sokrates derin dindarlığı sebebiyle ölümü kabul etti. Çünkü o ruhun ebedi olduğuna inanıyordu, değil mi? 

Oynos- Evet, söylediklerin neticesinde ortaya çıkan sonuç bu. 

Potamos- Peki konuşmamıza şu seyirde devam edelim: Sokrates kendisinin en bilge kişi olduğunu, hatta kahinin de ona bunu söylediğini aktarır değil mi? 

Oynos- Evet Potamos, dediğin gibi. 

Potamos- Peki Sokrates’i sürekli olarak içinde bulunduğu durumlarla ilgili yönlendiren; iyinin bilgisini ona veren daimondur değil mi? 

Oynos- Evet Potamos. 

Potamos- Peki Sokrates aslında korkak biri olduğu için daimon diye bir şey uydurmuş olamaz mı? 

Oynos- Bunu neden yapsın, korkaklıkla nasıl bir bağ kurabildin anlayamadım? 

Potamos- Sokrates’i yönlendiren şey onun daimonu değil mi?  

Oynos- Öyle görünüyor Potamos. 

Potamos- Biri tarafından yönlendirilmek ve korunmak rahat bir yaşam sürmeyi sağlamaz mı? 

Oynos- Elbette sağlar.  

Potamos- Sokrates aldığı kararları daimonun yönlendirmesiyle aldığını düşünerek sorumluluğu ikiye bölmüş hatta belki tamamıyla ona bırakmış olamaz mı? 

Oynos- Yani evet, daimonunun yaptırımı olmadığını söyler ancak aldığı kararlarda etkili olduğunu da söyler.  

Potamos- Karar almak ve onu yerine getirmek sorumluluk ister ancak, herkes bu sorumluluğu kabul etmez. Dolayısıyla kadere inanan biri için aldığı kararlar veya yaptığı eylemlerin sonucu her ne olursa olsun kişinin kendisine ait değildir. Çünkü onlara göre asıl kararı alan kendileri değildir. Böylelikle aldıkları kararların ve eylemlerin sorumluluğu onlara değil kaderlerine aittir. Hatta, bildiğim kadarıyla onlarda kaderin sorumluluğu diye bir şey de yoktur. Bir şey olduysa olması gerektiği için olmuştur. Değil mi Oynos? 

Oynos- Öyle görünüyor Potamos.  

Potamos- O halde Sokrates’in daimonu da onun kaderidir diyebilir miyiz? 

Oynos- Bilemiyorum Potamos. Böyle dersek Sokrates’in veya kadere inanan insanların irade sahibi olmadıkları sonucuna varırız. Ancak Sokrates’in iradesiz biri olduğunu düşünemiyorum. Neticede o hayatı boyunca keyif süren biri olmadı, tam tersi zor olanı tercih edip insanlara erdemlerin değerini anlatmaya çalıştı.  

Potamos- Evet, ancak Sokrates’in bedensel arzularının peşine düşecek biri gibi olmadığını düşünüyorum. Ancak sınıfsal farklılıkların oldukça belirgin olduğu bir toplumda yaşıyor.  O aristokrat değil, bu yüzden aristokrat çocuklarına ders veren biri olarak kendini memnun olabileceği bir konuma pekala yükseltmek istemiş olabilir. 

Oynos- Bu fazla varsayımsal bir yorum olmadı mı Potamos? 

Potamos- Ben gayet makul bir açıklama olduğunu düşünüyorum. Şimdi, sorumluluk ve daimona dönecek olursak; Sokrates’in aldığı kararlarda hatta en büyük kararı olan ölümünde başrolü oynayan onun daimonudur. Dolayısıyla, hem sorumluluğun daimonuna ait olması hem de ruhun ölümsüz olduğuna inanması ölümünü rahatlıkla kabul etmesinde en büyük etken olmalı diye düşünüyorum. Hatta  ikisi arasında bir sıralama yapacak olursak ölümü rahatlıkla kabul etmiş olmasının en büyük sebebi ruhun ölümsüzlüğüne inanmış olmasıdır. Ölümünden önce onunla sohbet eden öğrencilerine aktardıklarından bunu anlayabiliriz. Sonuç olarak Sokrates, asıl gerçekliğin yeri olan, bilginin asıl gerçekliğini kendinde bulunduran idealara dönüş yapacağını söyler. Neticede Phaidon diyaloğunda geçtiği gibi, erdemli yaşayanların, doğru felsefe yapanların erginleşmiş olduğunu ve öldükten sonra da Tanrılarla beraber oturacaklarını söyler.  

Oynos- Söylediklerin her ne kadar rahatsız edici gelse de söylemem gerekir ki açıklamaların gayet makul Potamos.

***


Yazar: Nesibe Doğan

Nesibe Doğan, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Felsefe Bölümü lisans öğrencisidir.

İletişim: azizstanbll@gmail.com

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

İlk Bulan - Hakan Yücefer

Aşk Üzerine Bir Deneme - Eren Süha Özden

Felsefe Ne Yapar? - Luka Zurkic (çev. Meryem Duman)

Pao Ding'in Yöntemi - Berk Güray Kanlı

Bir Felsefe Yazısı (Bu da dahil) Nasıl Okunur? Nasıl Planlanır? Nasıl Yazılır? - Jeff McLaughlin

İmgeler, İzler ve Sanatın Doğuşu: Lascaux Mağara Resimleri Üzerine Düşünmek - Mehmet Şiray

Matematik Felsefesi Üzerine Bir Tartışma - Emre Kahvecioğlu

Etiğin Kökeni Nereden Gelir?: Etik Bir Hakikat midir? Yanılsama mıdır? - Sibel Güneş