Kayıtlar

Mantık Felsefenin Parçası mı, Aracı mı? - Hakan Yücefer

Resim
Mantık Felsefenin Parçası mı, Aracı mı? - Hakan Yücefer     Antik Yunan’da (özellikle Helenistik dönemden itibaren) bir felsefe öğrencisi doğa bilimi ya da etik gibi konulara girmeden önce mantık öğrenmek zorundaydı. Çünkü sağlam akıl yürütmeler yapmayı öğrenmeden herhangi bir alanda akıl yürütmeye kalkışmak felsefe öğrencisini hatalı çıkarımlar yapma tehlikesiyle karşı karşıya bırakabilirdi. Felsefe metinlerinin hangi sırayla okunması gerektiğini de bu zorunluluk belirliyordu: bir filozofun önce mantık yazılarını okumamız gerek, yoksa onun diğer metinlerini anlayamayız. Bu okuma yöntemi genel olarak Antik Yunan’ın tüm felsefe metinleri için geçerli gözükse de özellikle Aristoteles’i okurken işlerlik kazanıyordu. Çünkü eldeki en kapsamlı mantık yapıtı Aristo’ya aitti. Hatta başka filozofları, mesela Platon’u okuyup anlamak için de önce Aristo mantığı okumuş olmak gerekiyordu. Bu yaklaşım bir okuma yöntemi olarak oldukça tutarlı görünüyor. Ama mantığın (ya da diyalektiğin) fels...

Alın Yazan Zihin - Ali Özgül

Resim
Alın Yazan Zihin - Ali Özgül Giriş Bazen insanların bazı şeyleri direkt olarak neden söylemediği üzerine düşününce, aslında bazı şeylerin ancak ve ancak söylemeye çalışılarak ortaya konulabileceğinin sonucuna varıyorum. Öyle ya, günümüze kadar gelmiş onca düşünür ya da onca söylem hep bir ima barındırmakla birlikte, ancak üzerine düşünüldükçe ve bir bütün olarak değerlendirildikçe kendisini açığa çıkarmaktadır. Bu sebeple bazı şeyler için çok spesifik sorular sorulduğunda, belki de direkt olarak, cevaben, sorunun kaynağı işaret edilmelidir. Yani bir şeyi anlatmak için dahi basite indirgememek, çok daha az yanılmamıza sebebiyet verecektir. Hatta bir keresinde bir arkadaşım, hocamıza, bir konudan kısaca bahsetmesi için ricada bulunmuş, hocamız ise yalnızca bir kavramı açıklamak için en az üç saatlik bir ders yapmamız gerektiğini söylemişti. Bu örnekten hareketle, aslında bazı kavramlar ya da bazı söylemler kısaca aktarılabilecek bir cevaba sahip değildir, demek mümkündür. Hatta bazen baz...

Aristoteles ve Presokratikler - A. Jaulin

Resim
    Aristoteles ve Presokratikler - A. Jaulin (Çev. Refik Güremen) Bu başlık, ilk bakışta, diğer konferansımın başlığına benziyor: “Nietzsche ve Presokratikler”. Lakin, bu başlıklardaki “ve” bağlacının anlamı birbirlerinden bütünüyle farklı. “Nietzsche ve Presokratikler” başlığındaki “ve” birbirinden bağımsız iki terimi ilişkilendiriyor: yani bir yanda, presokratik metinlerin oluşturduğu külliyatın kendi başına bir varlığı vardır; diğer yanda ise, bu metinleri yorumlayan Nietzsche. Oysa Aristoteles için durum böyle değil. Bizim için Aristoteles “Presokratiklerin kaynağı”dır ve ‘kaynak olma’ açısından Aristoteles’in önemi Platon’a göre çok daha yüksektir. Yani “Aristoteles ve Presokratikler” ifadesinde geçen iki terim, birbirine bağımlıdır: Aristoteles olmasa, Presokratiklerin külliyatı da var olmayacaktır. Presokratikler doksografisinin, yani eserleri kaybolmuş olan yazarların doktrinlerini yeniden inşa etmek amacıyla başvurduğumuz “fikirler derlemesi”nin kökenindeki isimdir A...

Nietzsche (1844-1900) ve Presokratikler - A. Jaulin

Resim
Nietzsche (1844-1900) ve Presokratikler - A. Jaulin (Çev. Refik Güremen) Nietzsche bazen “presokratikler” terimini bazen de “preplatonisyenler” terimini kullanıyor. İsimlendirmedeki bu farklılık, dönemleştirmedeki bir kaymayla kendisini gösteren değerlendirme ve kriter değişikliğine işaret ediyor. Tragedyanın Doğuşu ’nda (1) (1872), Sokrates önemli bir kopuş noktası olarak değerlendirilirken, Yunanlıların Trajik Çağında Felsefe ’de (2) (1873), presokratiklerle birleştiriliyor ve diğer presokratiklerle birlikte “preplatonisyenler” şeklinde isimlendirilecek bir toplam içine yerleştiriliyor: burada da kopuşu temsil eden isim Platon oluyor.

İkna Eden Hakikat - O. Renaut

Resim
İkna Eden Hakikat - O. Renaut (Çev. Hakan Yücefer) Çevirmen Notu 19-20 Mart tarihlerinde, Saint-Michel Lisesinde, Sokrates-öncesi felsefeyle ilgili bir toplantı yapıldı. İki konuşmacı vardı: Paris 1 üniversitesinde ders veren, Metafizik 'in tamamını J. Tricot'dan sonra ilk kez (M.-P. Duminil'le birlikte) Fransızcaya çevirmiş olan, antik felsefe ve Aristo uzmanı Annick Jaulin ve iki yıldır Nanterre üniversitesinde ders veren Olivier Renaut. Annick Jaulin, önce Aristo'nun, sonra Nietzsche'nin Sokrates-öncesi felsefeyi nasıl okuduğuyla ilgili iki konuşma yaptı. Olivier Renaut da Parmenides'te ikna-hakikat ilişkisi, hakikatin araştırılmasının yolları ve Herakleitos'ta logos ve xunos (ortaklık) kavramları üzerine iki konuşma yaptı. Konuşmalar aşağı yukarı birer saat sürdü, her konuşmayı yine birer saatlik bir soru-cevap, tartışma bölümü izledi. Refik Güremen'le birlikte konuşmaları da soru-cevapları da eşzamanlı olarak çevirdik. Zaten metinleri önceden çeviri...

Türkiye’de Felsefe Bölümü Lisansı Okumak - Erim Bakkal

Resim
Türkiye’de Felsefe Bölümü Lisansı Okumak - Erim Bakkal Geçen gün 21. yy’da felsefe metni nasıl yazılır hakkında alaycı bir tweet görmem üzerine Türkiye’de felsefe bölümünde lisans okumanın insana yaptığı/yapabileceği katkıların neler olabileceğine dair düşüncelerimi -tam mezun olma aşamasındayken- paylaşmak istedim. Bu metin boyunca felsefe okumanın katkılarının ne olabileceği üzerine düşüncelerimi paylaşacağım. Belki ilerde olumsuzlukları üzerine de bir yazı yazarım. Burada bahsedeceğim kimi katkılar bir üniversitede okumanın getirdiği kazanımlar olarak da anlaşılabilirler.

Bir Felsefe Yazısı Nasıl Yazılır? - Alper Yavuz

Resim
Bir Felsefe Yazısı Nasıl Yazılır? - Alper Yavuz Bu yazıda bir felsefe yazısı yazmak için nasıl bir hazırlık yapılmalı, yazarken nelere dikkat etmeli gibi soruları tartışacağız. Yöntemli bir yaklaşımın her etkinlikte olduğu gibi felsefe yazısı yazarken de verimliliği artırması beklenir. Burada böylesi bir yöntemin nasıl olabileceği üzerinde duracağız. Başlıkta ve içerikte sıklıkla “felsefe yazısı” vurgusu yapılsa da söylenenlerin çoğu genel olarak yazı yazarken dikkat edilmesi iyi olabilecek noktalar. Bu nedenle önerilen yöntem diğer türden yazılar için de küçük değişikliklerle de olsa kolaylıkla benimsenebilecek niteliktedir.